divân kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
divân kalemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Divân kalemi

   ...
 -Ahiretten korkuyor musun Hayyam?
 -Niye korkayım ki? Ölümden sonrası ya hiçlik ya da mağfiret.
 -Peki, ya kötülük ettiysem
 -Günahların ne kadar büyükse, Allah'ın merhameti de o oranda artar.

Nizam'ın içi biraz rahatlamış gibiydi.
 -Sevap da işledim, camiler, medreseler inşa ettim, zındıklıkla savaştım.

Hayyam karşı çıkmayınca devam etti.
 -Yüz yıl, bin yıl sonra beni hatırlayacaklar mı?
 -Bunu nereden bilebiliriz ki?

Nizam inanmayan gözlerle süzdü onu, sonra devam etti:
 -Şunu sen söylememiş miydin bir gün: "Hayat yangın gibidir. Yoldan geçenin unuttuğu alevler, rüzgarın önüne katıp savurduğu küller; işte, bir insan ömrü gelip geçmiştir." Nizamülmülk'ün kaderi bu mu olacak sence?

Soluk soluğa kalmıştı. Ömer'in ağzından hiç bir söz çıkmamıştı henüz.
 -Arkadaşın Hasan Sabbah, benim alçak bir Türk uşağı olduğumu etrafa yayarak dolaşıp duruyor memleketi. Hakkımda böyle mi diyecekler gerçekten? Arilerin yüzkarası olarak mı anılacağım? Otuz yıl boyunca sultanlara kafa tutup onlara kendi iradesini dayatabilmiş benden başka kimsenin çıkmadığı unutulacak mı? Türk orduları zaferi kazandıktan sonra elimden başka ne gelirdi. Hiç konuşmuyorsun.

 Dalgınlaşmıştı.
 -Yetmiş dört yıl, tam yetmiş dört yıl geçiyor yeniden gözümün önünden. Hayal kırıklıkları, pişmanlıklar, başka türlü yaşamak isteyeceğim bir sürü olayla dolu yıllar!
Gözleri yarı yarıya kapanmış, dudakları büzülmüştü:
 -Yazıklar olsun sana Hayyam! Hasan Sabbah bugün tüm kötülüklerini sürdürebiliyorsa, senin suçun bu.

 Ömer cevap vermek istedi:  "Hasan ile senin ne çok ortak noktanız var. Gönlünüzü kaptırdığınız dava için, bir imparatorluk kurmak veya dünyayı imamın saltanatına hazırlamak adına, adam öldürmekten çekinmiyorsunuz. Benim gözümdeyse, adam öldüren her dava cazibesini yitiriyor. Ne denli güzel olursa olsun, çirkinleşiyor, bozulup alçalıyor. Ölümle ittifak yapan hiçbir dava haklı olamaz." Bunları haykırmak geçti içinden, ama tuttu kendini, sustu, bıraktı dostu kaderine doğru huzur içinde sürüklensin.
    ...

  Amin Maalouf'a ait bu satırlar.Semerkant adlı eserinden.Ali Berktav çevirisi bendeki ve YKY'den çıkma 54.baskı.
  Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Selçuklu Devleti'nin başveziri Nizamülmülk, düşmanı ve belki de gelmiş geçmiş en fazla spekülasyona uğramış haşşaşiyunlar tarikatının kurucusu Hasan Sabbah ile astronomi, edebiyat, matematik, tıp ve daha başka ilimlerde uzman Ömer Hayyam... İkinci bölümdeyse Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının peşinde koşarken İran devrimleri içinde kalan bir adam. 
   Dili bakımından oldukça doyurucu.Kurgusu sürükleyici, olayların tarihi boyutunun varlığı daha da bir etkisini güçlendiriyor.
   Ayrıca yukarıdaki satırlar benim en çok hoşlandığım satırlar oldu. Defalarca okudum, altını çizip notlar  aldım. Ölümü tadmakta olan bir adamın kaygıları ve buna rağmen tamamen dünya görüşümü yansıtan Hayyam'ın son satırlardaki düşünceleri

  Siz hala okumadınız mı yoksa bu kitabı?Kitaplıkta durması gereken kitaplardan. Sadece durması değil arasıra açılıp okunması gereken de bir kitap.

wibiya widget